İçinden geldiği gibi yaşa. Yaptıkların için sorgulama kendini. Kimileri satranca benzetse de hayatı satranç oynuyor gibi yaşama sakın. Bırak sen bile bilme bir sonraki adımı. İnsan kendi filminde heyecanlanmayacaksa eğer, başını izlerken sonunu yazarsa kafasında yaşamanın tadı kalır mı hiç bir düşün. O an istediğini yapabilmeli insan. Tek bir sorun var sadece. Bir şeyi gerçekten isteyip istemediğini nasıl anlayacaksın? Bunun için de tek bir kural koy kendine. Bir şeyi yapıp yapmamak konusunda çok fazla düşünüyorsan "yapma" . İçine sinmeyen bir şey var demektir orada. Ne olduğunu arayıp bulmaya çalışma hiç. İnan içinden gelen sese. Yapma ve devam et yoluna.
içinde her biri ayrı telden çalan onlarca ses olunca insanın, hangi birini dinleyeceğini bilemiyor haliyle. her biriyle oturup sohbet etmeli, şefkat göstermeli her birine belki de... çünkü karanlık olan da, duru ve berrak olan da, hüzünlü olan da, benliğini coşkuyla saran da, içini kemiren de, yüreğini ferahlatan da, seni aşağılayan da pohpohlayan da senin bir parçan...her insanın içinde zıt kutuplar var...tıpkı yaşam gibi, dünya gibi, aşk gibi...
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBelki de o seslerin hiçbirini dikkate almamalı. Oturup uzun uzun düşünmemeli içindeki sesleri. Sadece yaşamalı insan ve o anda aklına geleni yapmalı. Aniden vermeli kararlarını ve bir daha dönmemeli o konuya. Yanlış bile olsa kendini yiyip bitirmemeli. Planlar kurmamalı, seslerin birini diğerinden üstün tutmamalı. Kararsızlığın en büyük nedeni bu belki de ve yaşayabilmek için en başta kararsızlıktan kurtulabilmeli insan. Hiç sen bir sınavda iki şık arasında kaldığında uzun uzun düşünsen de bulabildin mi doğru cevabı. Atarsın ve şanslıysa tutar. Ya da biliyorsundur cevabı ve cevap aklına ilk gelendir.
YanıtlaSil